Kapat
Menü

Şu başıma neler geldi, Ah bu yalancı dünyada. Yüreğime elem doldu, Ah bu yalancı dünyada. Çekti gitti sevenlerim, Kayboldu mutlu anlarım, Ahuzar ile inlerim, Ah bu yalancı dünyada. Irak kaldı anam babam, Viran oldu yurdum obam, Yıllar yılı boşa çabam, Ah bu yalancı dünyada. Bana gurbet oldu sılam, Gelmez oldu Okumaya Devam Et

Kötülüğe yoldaş olup iyiliğe bilenen, Bir sevdaya düşen insan bin kötekle uslanmaz. Kazancını el açarak kul elinden dilenen, Aldığı bir lokma aştan bir ekmekten uslanmaz. Işitin bu sözlerimi cümle dostlar yarenler, Ömrüm size feda olsun canı dosta verenler, Yaradanın halis kulu evliyalar erenler, Dost bağına kucak kucak gül ekmekten uslanmaz. Okumaya Devam Et

Ruzi mahşer denen ucu sonsuz yüce kervana, “Girmem.” deme; girmemeye çare mi var kardeşim? Mahkemeyi kübra olan o misalsiz divana, “Durmam.” deme; durmamaya çare mi var kardeşim? Bu dünyada sen özgürsün; var git ne yaparsan yap, İster isen günah işle; ister Hakk’tan al sevap, Adım “Rahman” “Rahim” diyen Allah’a tek Okumaya Devam Et

Kurban olam Yarab senin yoluna, Haktan hakikatten ayırma bizi. Hürmetine kainatı halk ettin, Ahmet Muhammet’ten ayırma bizi. Mü;’minlere gerçek rehber Kur’andır, Nefislerin can düşmanı şeytandır, Bize en güzel hediyen imandır, Bu sonsuz nimetten ayırma bizi. Garip’im der günahkarım bilirim, Bilmem huzuruna nasıl gelirim, Ahirette rahmetini dilerim, Ne olur cennetten ayırma Okumaya Devam Et

Sevda türküsünü; aşk namesini, Dertli kavalınla çal garip çoban. O şeyda bülbülün can hanesini, Sarmış dikeniyle gül garip çoban. Eceldi Kanber’i Arzu’dan alan, Tahir idi Zöhre yoluna ölen, Mecnun’u dermansız mihnete salan, Bir firak, bir susuz çöl garip çoban. Mevla’m kainatta neler yarattı, Sevgi için nice gönül var etti, Emrah’ı Okumaya Devam Et

Ben senin aşkınla destanlar yazdım, Sen de bana birkaç satır yaz yârim. Seyyah gibi uzak diyarlar gezdim, Senin için ölüm bile az yârim. Türap oldum ayağına serildim, Güller gibi yollarına derildim, Bir sana yâr dedim; sana sarıldım, Bu sevdamı yüreğinle sez yârim. Aşkın ateşiyle yandım tutuştum, Nehirler misâli çıldırdım coştum, Okumaya Devam Et

Özlüyorken seni seninle bile, Bu ayrılık nerden çıktı cananım. Kifayet etmiyor gelmiyor dile, Sevdan beni yaman yaktı cananım. Baharı yaşadım sanki kış gibi, Figan ile çırpınırım kuş gibi, Harabeyi mesken tuttum keş gibi, Hasret sol yanımı yıktı cananım. Garip’im sevdamız evvel ezeldir, Sevilen sevene her dem güzeldir, Bülbüle gülden gayrısı Okumaya Devam Et

Bir gönül sevdaya düşmeyegörsün, Dost elinden gelen taşa katlanır. Hele sevdiğini yadeller sarsın, Gözlerin döktüğü yaşa katlanır. Sevene hasretlik çile mi çile, Bundandır feryadı bülbülün güle, Aslı diye yakıp döndüren küle, Kerem bağrında ataşa katlanır. Gecesi gündüze karışır gider, Dertler birbiriyle yarışır gider, Gül çehre genç yaşta buruşur gider, Gördüğü Okumaya Devam Et

Ziyan oldu aktı gülüm genç ömrüm, Ateşle maşanın arasında yar. Ne güldü ne ondu şu garip gönlüm, Köleyle paşanın arasında yar. Sardı vücudumu feryad-ı ahlar, Geceye karıştı nurlu sabahlar, Yüklendi sırtıma nice günahlar, Tövbeyle haşanın arasında yar. Yıktı sol yanımı hasretin aldı, Bağımda gülümün fidanı soldu, Gönül sustu sensiz uykuya Okumaya Devam Et

Bir varmış, bir yokmuş; evvel zaman içinde, kalbur saman içinde. Cinler cirit oynarken eski hamam içinde. Dünyanın bilmem neresinde, gözle görünmez, Ne olduğu, nasıl olduğu bilinmez ancak sizin gibi tatlı çocukların gidip gelebildiği bir yerlerde şirin bir ülke varmış. Bu ülkenin adı mutluluklar ülkesi imiş. Bu ülkede gamlı kederli hiç Okumaya Devam Et