Kapat
Menü

Senin için gam kederi, Aldığımı duyarsın yar. Acı dolu bir kaderi, Bulduğumu duyarsın yar. Hasret kaldım tatlı güne, Pervaneyim döne döne, Her adımda yine sana, geldiğimi duyarsın yar. Bin derdim var biçim biçim, Narınla yanıyor içim, Bir yudum su diye saçım, Yolduğumu duyarsın yar. Garipoğlu bir gün olur, Baş ucuma Okumaya Devam Et

Kadir Mevla’m senden budur dileğim, Dünyada tutacak dal gönder bana. Neden uçmaz oldu gönül meleğim? Kırılmadık kanat, kol gönder bana. Ağır olur dostun dosta sillesi, Temelden yıkıldı gönül kalesi, Aldatmadan kör şeytanın hilesi, Hep seni anacak dil gönder bana. Huzura varmaya yüzüm yok amma, Rahman-ı Rahim’sin kula daima, Her yanım Okumaya Devam Et

Sanki elim küstü kağıt kaleme, Oturup bir kelam yazamıyorum. Felek kılıncını soktu belime, Yürüyüp ayakta gezemiyorum. Her neye dokunsam kırıldı kaldı, Umut bağlarımın gülleri soldu, Gönül verdiklerim bir gün yad oldu, Kim dostum düşmanım sezemiyorum. Tospembe dünyamı karalar sardı, Yatırdı sırtımı yerlere vurdu, Gencecik ömrümü çileler yordu, Ben kendime bile Okumaya Devam Et

Ferhat’ın kadrini kimse bilmezdi, Dağları deldiren eli olmasa. Bülbül feryadını gül dinlemezdi, Gönüller mest eden dili olmasa. Eyub’um derdine deva bulmazdı, Karac’oğlan gurbet elde kalmazdı, Yusuf da Mısır’a sultan olmazdı, Yakup’dan ayrılan yolu olmasa. Yüce dağ başında duman tütmezdi, Dalda meyve; yerde otlar bitmezdi, Yunus Taptük kapısında yatmazdı, Yüreğinde iman Okumaya Devam Et

Çıkmaz bir sokağa düşerse ömrün, Yollar bile senden küser sevdiğim. Ele ayan olsa günahın cürmün, Kullar bile senden küser sevdiğim. Bükülür kametin; dökülür saçın, Derin bir hicrana yurt olur için, Duyulmaz feryadın; sorulmaz suçun, Yıllar bile senden küser sevdiğim. Sararsın sinene aşkı; veremi, Gösterir dünyayı; ak mı, kara mı? Sana Okumaya Devam Et

Soruyorlar nerde kaldı insanlık, Ölmeden toprağa girmiş yatıyor. Ben bitti sanırdım sultanlık hanlık, Bir kümesde beş yüz horoz ötüyor. Evvel muhabbetli diller var imiş, Leyla’lı Mecnun’lu çöller var imiş, Edepli erkanlı kullar var imiş, Koca kendi avradını satıyor. Yiğitlik sustukça zalim güçlendi, Müslümanlık terör ile harçlandı, Çiftçi esnaf bankalara borçlandı, Okumaya Devam Et

Bir can cananını özlemiyorsa, Elini tutmanın bir değeri yok. Bakıp yollarına gözlemiyorsa, Gurbete gitmenin bir değeri yok. Hatr-ı muhabbetin sayılmıyorsa, Sarhoş gönül dertten ayılmıyorsa, Ahvalin bilinip duyulmuyorsa, Şakıyıp ötmenin bir değeri yok. Esirgerse bir yüzüne bakmayı, Tatlı sözler ile kalbe akmayı, Oturup da bir sofrada lokmayı, Beraber yutmanın bir değeri Okumaya Devam Et

Gel gönül güvenme kendine fazla, Bağlarını viran eyler o felek. Kurtulmak mümkün mü nazla niyazla? Mihnet ile nalan eyler o felek. İsterse sinenden kanlar yürütür, Zay eder aklını fikrin çürütür, İsterse serini duman bürütür, İster ise şadan eyler o felek. Sil at yüreğinden bütün benini, Beyhude didenden dökme kanını, Kabire Okumaya Devam Et

Şu fani dünyaya geldim eğlendim, Gönüllü bir dost bulmadım gönlümce. Mecnun oldum kızgın çölde dağlandım, Ferhat gibi dağ delmedim gönlümce. Kervan oldum yol yolağa düzüldüm, Turna oldum yükseklerde süzüldüm, Şiir oldum bir kenara yazıldım, Bir kararda kalamadım gönlümce. Kaptan oldum aşamadım deryayı, Sarraf oldum bilemedim lirayı, Rüzgar oldum kıramadım kayayı, Okumaya Devam Et