Kapat
Menü

Sessiz sessiz feryat eden, Yüreciği hazin bülbül. Bilmem ki ağlarsın neden? Er mi geldi güzün bülbül? Sen daldan dala uçardın, Gülünce ışık saçardın, Gönlüme çiçek açardın, Tez mi bitti yazın bülbül? Çığlık çığlık öt bu gece, Haydi matem tut bu gece, Derdime dert kat bu gece, Benden sana izin bülbül. Okumaya Devam Et

Kuş oldu elimden uçtu, Şimdi gönlüm nerelerde? Dallarımı poyraz biçti, Kanar içim yarelerde. Yağmur oldum bulutsuzum, Hayatımdan umutsuzum, Tek başına çok mutsuzum, Yine kaldım aralarda. Ne gurbetim ne sılayım, Ne özgürüm ne köleyim, Ne yaşarım ne ölüyüm, Serap oldum buralarda. Bu Garipoğlu’nu yakma, Yarab elimi bırakma, N’olur günahıma bakma, Çaresizim Okumaya Devam Et

Ben peşinden avare dolanırken Leyla’nın, Yad ele meyil verdi; çöllere itti beni. Benimle ne zoru var anlamadım dünyanın, Mutluluk bekliyorken derde kul etti beni. Firkatler yalnızlıklar sardı beni bağrına, Yandı kavruldu ömrüm Kerem gibi narına, Daha neler çekecek gönlüm bu aşk uğruna, Dostlarım düşman oldu; hatırdan attı beni. Bu ne Okumaya Devam Et

Size derim size; ey siyasiler! Sabır taşı çatlamaya az kaldı. Bu tufan sizi de, bizi de siler, Kara günler hortlamaya az kaldı. Gör nic’oldu bizim petrol, kömürler, Yine mebus oldu kürkü samurlar, Tepenizden akan çirkef çamurlar, saçınızı bitlemeye az kaldı. her yanı doldurdu eli çabuklar, Horoz postu giydi kara tavuklar, Okumaya Devam Et

Sanki elim küstü kağıt kaleme, Oturup bir kelam yazamıyorum. Felek kılıncını soktu belime, Yürüyüp ayakta gezemiyorum. Her neye dokunsam kırıldı kaldı, Umut bağlarımın gülleri soldu, Gönül verdiklerim bir gün yad oldu, Kim dostum düşmanım sezemiyorum. Tospembe dünyamı karalar sardı, Yatırdı sırtımı yerlere vurdu, Gencecik ömrümü çileler yordu, Ben kendime bile Okumaya Devam Et

Ferhat’ın kadrini kimse bilmezdi, Dağları deldiren eli olmasa. Bülbül feryadını gül dinlemezdi, Gönüller mest eden dili olmasa. Eyub’um derdine deva bulmazdı, Karac’oğlan gurbet elde kalmazdı, Yusuf da Mısır’a sultan olmazdı, Yakup’dan ayrılan yolu olmasa. Yüce dağ başında duman tütmezdi, Dalda meyve; yerde otlar bitmezdi, Yunus Taptük kapısında yatmazdı, Yüreğinde iman Okumaya Devam Et

Bir can cananını özlemiyorsa, Elini tutmanın bir değeri yok. Bakıp yollarına gözlemiyorsa, Gurbete gitmenin bir değeri yok. Hatr-ı muhabbetin sayılmıyorsa, Sarhoş gönül dertten ayılmıyorsa, Ahvalin bilinip duyulmuyorsa, Şakıyıp ötmenin bir değeri yok. Esirgerse bir yüzüne bakmayı, Tatlı sözler ile kalbe akmayı, Oturup da bir sofrada lokmayı, Beraber yutmanın bir değeri Okumaya Devam Et

Dağlar gibi kara duman başında, Tütmeyince buna sevda mı denir? Avcı gibi bir ceylanın peşinde, Gitmeyince buna sevda mı denir? Irak et kalbini kinden riyadan, Ayırma nefsini edep hayadan, Bir damlacık sevgi denen deryadan, Yutmayınca buna sevda mı denir? Gündüzler uykuya gece nöbete, Kanar mı aşıklar bade şerbete? Felek seni Okumaya Devam Et

Mecnun Leyla için çölleri aştı, Ondan beter oldu benim hallarım. Ağustosta üzerine çığ düştü, Viran oldu has bahçemde güllerim. Hasret mapus etti beni yurdumda, Mutlu günler hayal oldu ardımda, Kerem gibi sevdam da çok derdim de, Harmanlarda savruluyor küllerim. Toprak oldum ayaklarda ezildim, Şiir oldum hece hece yazıldım, Yaz ayında Okumaya Devam Et

Dalda ötüşen kuşlara, Beni sevdiğini söyle. Baharlara ve kışlara, Beni sevdiğini söyle. Açılan gonca güllere, Feryat eden bülbüllere, Aşkı bilen gönüllere, Beni sevdiğini söyle. Dumanlı yüce dağlara, Çiçekli bahçe bağlara, Asırlara, tüm çağlara, Beni sevdiğini söyle. Bir garibim ırmaklara, Ağaçlara, yapraklara, Ben ölünce topraklara, Beni sevdiğini söyle.