Bin yeminle sevmem dedim kaç defa, Ben sözümü tutamadım be usta! Beni benden etti bu dert, bu cefa, Bir gün rahat yatamadım be usta! Adını sakladım esen yellerden, Papatyadan, menekşeden, güllerden. Kınamasın diye hoyrat dillerden, Kaçıp yare gidemedim be usta! Yine bir hançere verdim sırtımı, Bu aşk bana gurbet etti Okumaya Devam Et

Yine bahar geldi bizim ellerde, Dereler çağlayıp akmıyor hocam. Ben sılada; gönlüm gezer çöllerde, Sevdadan gayrısı yakmıyor hocam. Garbi yeli gibi esti sevdiğim, Selamı sabahı kesti sevdiğim, Bilmiyorum niye küstü sevdiğim, İnan hiç yüzüme bakmıyor hocam. Garipoğlu’m ömür gamdan ibaret, Bitmiyor ki aşıklarda esaret, Kalmadı ki insanlarda merhamet, Düşenler ayağa Okumaya Devam Et

Şirin dillerine kurban olduğum, Ne olursun zülfüyâre dokunma. Yollarına turap olup öldüğüm, Issız kalmış bu mezare dokunma. Ferhat benden aldı aşk ilhamını, Kerem çekmez şu gönlümün gamını, Tutamadım yaşamanın gemini, Beni böyle yakan nare dokunma. Umut ışıklarım bir bir sönüyor, Yalan dünya benden yüzün dönüyor, Göz göz oldu ciğerlerim yanıyor, Okumaya Devam Et

Niye yaşıyorum fani dünyada, Ayva beni sevmez, nar beni sevmez. Gücüm de yetmiyor artık feryada, Derman beni sevmez, fer beni sevmez. Sargısız yarayım her an kanarım, Çeşmesinden hasret akan pınarım, Sahraya dikilmiş kuru çınarım, Yağmur beni sevmez, kar beni sevmez. Kaderim yazılmış katran karadan, Garipoğlu’m sürünürüm aradan, Ben derdimi kime Okumaya Devam Et

Ey rahmeti sonsuz güzel Allah’ım! Beni aşk derdine giriftar etme. Yükseldi göklere; feryadım, ahım, Şu kısa ömrümü son bahar etme. Hayat denen uzun ince yoldayım, Yüzü güler gönlü ağlar haldeyim, Ben sılamda bile gurbet eldeyim, Gurbette ağlatıp ahuzar etme. Gözüm yok dünyanın şöhret şanında, Dolandırma her çiçekte, kovanda, Mahşer kurulanda Okumaya Devam Et

Vurdular imam Hüseyn’i, Ağlar kerbela kerbela. Bu ümmetin yüreğini, Dağlar kerbela kerbela.. Figan sardı çölerini, Erken solmuş güllerini, Kaderine ellerini, Bağlar kerbela kerbela. Garipoğlu yiğitleri, Unutulmaz şehitleri, Ehl-i beyte ağıtları, Söyler kerbela kerbela

Acep kıyar m’ola? Dost olan dosta, Gül sinem üstüne ok vurma benim. Anamdan doğalı ciğerim hasta, Bir de dallarımı sen kırma benim. Evvel Mecnun idim; Kerem’e döndüm, Yunus ocağında kül oldum; yandım, Sabavetten beri dosta inandım, Harmanım dört yana savurma benim. Şu divane gönlüm yardan yaralı, Bahçeden yaralı, bardan yaralı, Okumaya Devam Et

Sana bir duam var ulu yaradan, Bülbüller seslesin; gül amin desin. Sensin olmazları bir tek var eden, Melekler ağlasın; kul amin desin. Kamil olan görmez dostta kusuru, Devrildi gönlümün kalesi, suru, Tek sana açarım bu gizli sırrı, Felekler yalvarsın; kul amin desin. Garipoğlu’m der günahkar kulunum, Ne fazla derinim; ne Okumaya Devam Et

Aklımı baştan aldıran, Kara sevda değil mi ki? Gönlüme çile dolduran, Kara sevda değil mi ki? Ah edip saçım yolduran, Uykularımı böldüren, Beni aleme güldüren, Kara sevda değil mi ki? Vurup sinemi deldiren, Bana hep matem bulduran, Garipoğlu’nu öldüren, Kara sevda değil mi ki?

Ağlaya ağlaya bitiyor ömrüm, Bir defa gülmeyi öğrenemedim. Meğer ne ağırmış günahım, cürmüm, Tövbekar olmayı öğrenemedim. Gurbet diyarına yıktım göçümü, Ateşle, volkanla yaktım içimi, Bir sevda uğruna döktüm saçımı, Gerçek yar bulmayı öğrenemedim. Garipoğlu yüzüm gülmez firkatten, Gülüm soldu sevda denen illetten, Çok çalıştım; şu kısacık hayattan, Hiç murat almayı Okumaya Devam Et