Kapat
Menü

On beş temmuz akşamı; zalimler kudurdular, Milletin silahıyla; bu milleti vurdular. Tanklar ile ezdiler; insanların başını, Akıttılar kan gibi; anaların yaşını. Kadın, çocuk demeden; acımadan kıydılar, Bu güzel memleketi; öksüz yetim koydular. İt sürüsü dediler; vatan için ölene, Hakkımız haram olsun; bu ülkeyi bölene. Akı yok, karası yok; sacısı, solcusu Okumaya Devam Et

Sözün saklı kalsın kara defterde, Cahille muhabbet olmaz üstadım. Rezil rüsva eder seni her yerde, Ellerde merhamet olmaz üstadım. Dost dilinden zehir çıkmaz dostuna, Gelen gider konmaz dünya postuna, Dost odur ki düşmez dostun kastına, Sadık dost muhannet olmaz üstadım. Gönül bir binadır asla yıkılmaz, Kara taş üstüne fidan dikilmez, Okumaya Devam Et

Senin feryatların sinemi dağlar, Niye bu halların söyle Gülendam. Viraneye dönmüş gönlünde bağlar, Bozulmuş güllerin böyle Gülendam. Onulmaz derdini anlamaz Lokman, Ne gelir ki elden Allah’tan ferman, Kar düşmüş yoluna hep duman duman, Sen derdini dosta payla Gülendam. Garip’in yaridir evvel-i cefa, Bize bu ahvali gördüler reva, Ancak bu yaraya Okumaya Devam Et

Bozlaklar yaralı sensiz inliyor, Bir daha dünyaya gel Neşet Usta. Hâlâ sesin kulaklarda çınlıyor, Uyan da sazını al Neşet Usta. Bozlakların sensin evvel ahiri, Harabe eyledin viran şehiri, Sazına anlattın derdi kahırı, Derdimize derman ol Neşet Usta. Yazımızı kışa çevirmeden gel, Ayrılık bizleri kavurmadan gel, Ecel canı tenden ayırmadan gel, Okumaya Devam Et

Aşığın dünyada seveni yoktur, Bir başına kabre sarılır gider. Derde derman kılmaz ne dost ne doktor, Ancak kendisine yar olur gider. Sev diye buyurdu yaradan Hüda, Nedendir ettiler gönülden cüda? Aşığın sözleri olmaz beyhude, O da kalanlara sır olur gider. Hastaya ilaçtır dostun sohbeti, Hiç olur mu sevenlerin nefreti? Ölmeden Okumaya Devam Et

Dünya denen iki kapılı handa, Perperişan geze geze yoruldum. Gönül feryat eder sarhoş bedende, Dertli bağrım eze eze yoruldum. Çiban olmuş yaralarım sızılar, Kara imiş kaderimde yazılar, Bitmez oldu yüreğimde arzular, Şu canımdan beze beze yoruldum. Tükenmiyor aşıkların elemi, Kerem dahi çekmez benim çilemi, Garip’im elimde sevda kalemi, Dertlerimi yaza Okumaya Devam Et

Yıllar var ki ben bu aşkın peşinde, Gözlerimi ağlatmaktan yoruldum. Deli gibi akan şiir selinde, Sözlerimi çağlatmaktan yoruldum. Gözyaşım eş oldu ekmek aşıma, Şu gençlikte karlar yağdı başıma, Düşman kömür attı aşk ataşıma, Bedenimi dağlatmaktan yoruldum. Garipleri aşık edip yandıran, Kimisini para pula kandıran, Bana her gün yar adını andıran, Okumaya Devam Et

Sen ağlayışınla benim ömrümden, Her gün bir dal söküyorsun kadınım. Gönül kadehime hasret zehrini, Damla damla döküyorsun kadınım. Kerem oldum yandım sana kül gibi, Canım verdim köle gibi, kul gibi, Biçare halime sanki el gibi, Hep uzaktan bakıyorsun kadınım. Virane eyleyip şirin bağları, Çalarsın sineme volkan dağları, Sen o çok Okumaya Devam Et

Kim bilecek yoksulların halından, Bal tutanlar parmağını yalıyor. Zengin zekat vermez iken malından, Fakirler kurbanda zor et buluyor. Zulüm asumana dayanmış iken, Çocuklar kan ile boyanmış iken, Nemrutlar, Karunlar uyanmış iken, Gâfil neden keyif çatıp gülüyor? Karabağ, Türkistan eziliyorken, Toprağa kanları süzülüyorken, Mazlumun derisi yüzülüyorken, Ümmet böyle hep çaresiz kalıyor. Okumaya Devam Et