Kapat
Menü

Öz canıma can bildiğim dostlarım,
Hatırımı kırdığınız yetmez mi?
Damarımda kan bildiğim dostlarım,
Neşter vurup yardığınız yetmez mi?

Ne bela sızıdır şu dil yarası,
Doktorda bulunmaz bunun çaresi,
Hayale gelende gece yarısı,
Düşlerime girdiğiniz yetmez mi?

Kestiniz dünyama vuran güneşi,
Bal diye kattınız ağulu aşı,
Yüreğime koyup harlı ateşi,
Samur gibi sardığınız yetmez mi?

Yunus gibi dost yolunda koşarım,
Ferhatın misali dağlar aşarım,
Dilim dost diyende kaynar taşarım,
Boşboşuna yorduğunuz yetmez mi?

Tutundum hayatın çürük salına,
Ülfetim yok parasına malına,
Derd-ü gam yükleyip Garipoğlu’na,
Bunca elem verdiğiniz yetmez mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir